top of page

Ocak Ayı Veli Mektubu 2026

     Merhabalar! Hem sizlere hem de 2026'ya! Yılın son günü yine her zamanki gibi ceviz ağacımızın altında yeni yıl ateşinin etrafında sıcacık saleplerimizi içip kurabiyelerimizi yiyerek birlikte olmayı kutladık! Şimdi ise yeni bir yılın eşiğinde, günlerin yavaş yavaş (çok yavaş ama olsun) uzadığı, ışığın yeniden kendini hatırlattığı ocak ayı, acele etmeden başlamayı; durup bakmayı, dinlemeyi ve yeniden sormayı hatırlatan bir ay… Biz de bu ayı çocuklarımızla birlikte, dünyaya biraz daha dikkatle bakarak, merak ederek ve soruların peşinden giderek karşılıyoruz. Yeni bir yıla girerken, hazır cevaplardan çok anlamaya; anlatmaktan çok birlikte keşfetmeye alan açmak istiyoruz. Bu ayın ana sorusu olarak çocuklara şunu sorarak yola çıkıyoruz: “Dünyamızı kimlerle paylaşıyoruz?” Bu soruya verilen cevapları ay boyunca yeniden ele alacak, geliştirecek ve derinleştireceğiz. 

      İlk haftaya (5–9 Ocak) kitaplarla ve sohbetle başlıyoruz. Çocuklarla dünyadaki canlı ve cansız varlıkların bir bütün olduğu fikri üzerine konuşuyoruz. Hayvanların özelliklerini fark etmeye, “neden” sorusunu sormaya ve cevaplamaya odaklanıyoruz. Memeliler, kuşlar, sürüngenler, amfibiler ve omurgasızlar gibi hayvan gruplarını; kürk, tüy, pul, yaşam alanı gibi ayırt edici özellikleri üzerinden birlikte keşfediyoruz. Çocuklar hayvan kartlarıyla kendi sınıflandırmalarını yaparken, düşüncelerini “Ben … seçtim çünkü …” kalıbıyla ifade ediyorlar. Bu hafta ayrıca hayvanların yaşam alanları (habitatları) üzerinde duruyoruz. “Her hayvan her yerde yaşayabilir mi?” sorusuyla başlayan çalışmalar, çocukların kanıt sunarak düşünmelerini destekleyen oyunlara dönüşüyor. Haftayı, “Hayvan Habitat Şampiyonası” adlı eğlenceli ve bol matematikli bir yarışmayla tamamlıyoruz.

      İkinci haftada (12–16 Ocak) çocuklarla hayvanlara biraz daha yakından bakıyoruz. Bu kez odağımızda, hayvanların nasıl hareket ettikleri, vücut yapılarıyla bu hareketlerin nasıl ilişkili olduğu ve üzerlerindeki desenlerin ne işe yaradığı var. Kurbağa, yılan, kuş gibi hayvanlar üzerinden; zıplama, sürünme, uçma gibi farklı hareket biçimlerini bedenlerimizle deneyimliyoruz. Çocuklar, kendi bedenlerini kullanarak hangi hareketlerin neden kolay ya da zor olduğunu fark ediyor. Bu deneyimler, hayvanların vücutlarının onların yaşam biçimlerini nasıl etkilediğini anlamalarına yardımcı oluyor. Hafta ilerledikçe hayvanların desenlerini ele alıyoruz. Benekli, çizgili ya da düz görünümlü hayvanları karşılaştırıyor; bu desenlerin sadece süs olmadığını, hayvanların saklanmasına ve korunmasına yardımcı olduğunu konuşuyoruz. “Kamuflaj” kavramıyla tanışıyor, bir desenin hayvanın yaşamını nasıl kolaylaştırabileceğini birlikte keşfediyoruz. Bu hafta boyunca çocukların, görmeye, karşılaştırmaya ve neden–sonuç ilişkileri kurmaya alan bulmalarını; doğadaki çeşitliliğin ardındaki işlevi fark etmelerini hedefliyoruz. Hafta içinde sosyal-duygusal öğrenmeyi destekleyen önemli bir çalışmaya da yer veriyoruz: Sosyal filtreler. Bu etkinlikte çocuklarla, düşünce ile söz arasındaki farkı fark edip; neyi nasıl daha doğru ifade edebileceğimizi konuşacağız. Hafta içerisinde konuyla bütünleşik sanat etkinlikleri ve deneyler de bize eşlik edecek.

     Üçüncü haftada (19–23 Ocak) hayvanların ne yedikleri ve bunun vücut yapılarıyla nasıl ilişkili olduğu üzerine yoğunlaşıyoruz. Etçil, otçul ve hepçil kavramlarını hayvan dişlerini inceleyerek somutlaştırıyoruz. Ardından sınıfımızda birlikte bir besin ağı kuruyoruz. Bitkilerden başlayan bu ağın, hayvanlar arasındaki görünmez bağları nasıl ortaya çıkardığını çocuklarla birlikte fark ediyoruz. “Bir canlı yok olursa ne olur?” gibi sorularla ekosistem farkındalığını destekliyoruz. Bu hafta matematik çalışmalarımız da oldukça keyifli: sayma, karşılaştırma, iki katını alma ve örüntü oluşturma gibi beceriler; oyunlar ve gerçek yaşam senaryoları üzerinden ele alınıyor.

 Ocak ayının son haftasında (26–30 Ocak) çocuklarla birlikte biraz geçmişe, biraz da bugüne bakıyoruz. Bu hafta, nesli tükenen ve tükenme tehlikesi altında olan hayvanlar üzerine düşünerek başlıyoruz. Çocuklarla, bazı canlıların artık neden aramızda olmadığını; bazılarının ise neden korunmaya ihtiyaç duyduğunu konuşuyoruz. Dinozorlar bu noktada bizim için güçlü bir geçiş alanı oluşturuyor. Çok eskiden yaşamış, bugün sadece izlerini bildiğimiz bu canlılar üzerinden; zamanın, doğanın ve değişimin gücünü fark ediyoruz. Dinozor fosilleri, iskelet çalışmaları ve sanat etkinlikleriyle çocukların ilgisini canlı tutarken, şu soruları da birlikte soruyoruz: “Bir canlı neden yok olur?”, “Yaşam alanları değişirse hayvanlara ne olur?” Bu hafta boyunca çocukların, doğadaki her canlının bir yeri ve önemi olduğu gerçeğini fark etmelerini; insan davranışlarının doğa üzerindeki etkisini düşünmelerini hedefliyoruz. “Dinozorlar geri dönseydi?” sorusu ise, çocukların hem hayal gücünü hem de sorumluluk duygusunu harekete geçiriyor. Haftayı, geçmişten bugüne uzanan bu yolculuğu; doğayı korumanın, canlıları fark etmenin ve birlikte yaşamanın önemi üzerine sohbetlerle tamamlıyoruz.

      Yeni bir yılın ilk ayı için dileğimiz çok basit: Tüm çocukların güvende olduğu, merak edebildiği, soru sorabildiği ve kendisi olabildiği bir dünya. Ocak ayında yaptıklarımızın da, bundan sonra yapacaklarımızın da kalbi tam olarak burada.

       Sevgiyle,


 
 
bottom of page